Halil İnalcık Biyografisi
Halil İnalcık Biyografisi
HAKKINDA YAZILANLAR
DÜNYACA TANINMIŞ TARİHÇİMİZ HALİL İNALCIK
Bilim ve Teknik s.357 Gökhan Tok
Osmanlı-Türk tarihi büyük bir tarih; aynı zamanda en çok saptırılmış bir tarih. Milletimiz bu tarihin gerçeklerini dünyaya tanıtacak bir tarihçiyi çoktandır beklemekte idi.
Prof. Dr. Halil İnalcık işte bu beklenilen tarihçidir.
DÜNYACA ÜNLÜ tarihçimiz Halil İnalcıkın yaşam öyküsünü öğrenmek için hayli gerilere gidip, 1905 yılından başlayabiliriz. Rus-Japon savaşının sürmekte olduğu bu tarihlerde İnalcıkın babası Seyit Osman Nuri , vatanı Kırımı terkeder ve İstanbula gelir. Seyit Osman bir süre kolonya imalathanesi işletir. Bir dönemin ünlü Osman Nuri kolonyalarını o çıkarmıştır. Bahriye binbaşılarından Seyit Osmanın kızı ile evlenmeye karar verir. Babam 1930 yılında annemden ayrıldı ve Mısıra gidip yerleşti, orada bir dükkân açtı. Türk malları satıyordu. 1934 yılında orada öldü.
Halil İnalcık, 26 Mayıs 1916 yılında İstanbulda dünyaya gelir. Savaşlarla geçen bir dönem yaşar çocukluğunda. Milliyetçi bir Türk olan babası, Atatürkün Sakarya Meydan Savaşını kazanmasına o kadar sevinir ki Zafer-i Milli adında bir şekerleme çıkarmaya başlar. Aile 1924 yılında Gazinin Ankarasına geçer ve burada yerleşir. Küçük Halil, ilkokulu burada, Gazi İlkokulunda okur.
Bütün inkılapları orada yaşadım. Şapka inkılabı olmadan önce biz çocuklar kalpak giyerdik. Şapka inkılabından sonra okulda kalpaklarımızı yere çaldığımızı hatırlıyorum.
Halil İnalcık yeni harflere geçişi de ilkokulun dördüncü sınıfındayken yaşar. Arapça ve Farsça kurallara göre eski yazı okumuş olması, ileride tarihçi olduğunda çok işine yarayacak, eski belgeleri okumasına olanak verecektir. Çocukluğundaki anılardan biri de Ulus Meydanındaki heykelle ilgilidir.
Ulus Meydanındaki abidenin açılışına biz okulca götürülmüştük. Atatürk heykelinin açılışında bir nutuk verme görevi bana ve bir öğrenciye daha verilmişti. O nutkun hazırlanmasına babam karıştı; nutka bir takım Arapça kelimeler ilave ettiği için hoca görevi bana değil öbür çocuğa verdi. Ulus heykelinin bende böyle bir anısı vardır, bunu hiç unutmam.
İnalcıkın soyadı, ileride bir tarihçi olacağını işaret edercesine tarihten alınmış bir isimdir.
Soyadı kanunu çıktığı zaman herkesin belli bir soyadı alması gerekiyordu. Belli bir zaman içinde seçtiğiniz adı nüfus memuruna bildirmeniz gerekiyordu. Vakit geçtiği takdirde nüfus memuru istediği adı size verebiliyordu. O, bizim için İnalcık adını seçmiş. İyi bir şans sonucu İnalcık tarihte meşhur bir adamdır; Harzemşahların Maveraünnehirdeki valisi idi. İnalcık, Cengiz Hanın İslam dünyasına saldırmasına neden olmuştur. Moğolistandan gelen bir kervanı yağmalamasaydı Cengiz Hanİslam dünyası üzerine saldırmayacaktı.
Babası aileyi bırakıp Mısıra yerleştiği için Halil İnalcıka annesi bakar. Ortaokulda biraz haylaz bir çocuk olduğu için yatılı olarak Sivas Öğretmen okuluna verilir. 1932 yılında ise Balıkesir Necatibey Öğretmen Okuluna nakledilir.
Orada biz bir manastırdaymış gibi sabahın erken saatlerinde kalkar, çalışmaya başlardık. Hocalarımız çok seçkin insanlardı. Mesela bunlardan fizik hocamız Nusret Kürkçüoğlu sonradan İstanbul Üniversitesinde profesör oldu; edebiyat hocam ise ünlü edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınar idi.
Öğretmen okulundan mezun olduktan sonra Halil İnalcıkın önünde öğretmen olmaktan başka bir yol yok gibi görünmektedir. 1935 yılında karşısına beklenmedik bir fırsat çıkar. O zaman Atatürk, tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini kurar. Kendisi de bir öğretmen okulu mezunu olan Afet İnanın çabalarıyla öğretmen okulu öğrencileri yeni kurulan bu okula devam imkanı verilir. Böylece Halil İnalcıkın Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki günleri başlar.
O zamanlar Ekrem Akurgal, Sedat Alp Almanyadan yeni dönmüş ve orada doçent olmuşlardı. Almanyadan gelen en iyi profesörler hocalarımızdı. Aslında o zamana kadar benim aklımda tarih yoktu. Ben daha çok edebiyat, felsefe gibi alanlar istiyordum. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine ilk girdiğimde Sinolojiyi düşündüm. Fakat sonratarihimizin en önemli döneminin Osmanlı tarihi olduğunu gördüm. Osmanlı arşivlerinde milyonlarca vesika vardı ve ben en iyi işi burada yapabilirdim.
Üniversite eğitimi sırasında İnalcık, dönemin önde gelen isimlerinden dersler alır; bunlar arasında Fuad Köprülü, Şemsettin Günaltay, Muzaffer Göker, Yusuf Hikmet Bayur gibi isimler vardır. Ortaçağ tarihi derslerini aldığı Köprülü, İnalcık üzerinde büyük bir etki bırakır ve meslek yaşamı boyunca kendisine örnek olur. Halil İnalcık 1940 yılında mezun olduktan sonra Dil ve Tarih Coğrafya Faküytesinde kalır ve Yakınçağ Tarihi Bölümünde asistan olur. Buradaki akademik yaşantısı, 1972 yılına değin sürecektir. Tanzimat ve Bulgar Meselesi başlıklı doktora tezini iki yıl içinde tamamlar ve doktora payesini alır. İstanbul arşiv belgelerinden derleyerek hazırladığı bu çalışması Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanır. Belgelere dayanarak hazırlanmış bu tez büyük ilgi uyandırır, öyle ki o sırada dekan olan Enver Ziya Karalı Bulgar elçiliğinden bir heyet ziyaret eder ve bu tezin Bulgar tarihine yaptığı katkılardan dolayı tebriklerini sunar. Bu da, İnalcıkın ileride birçoklarının kabul edeceği tarafsız ve doğru tarih yazımı konusundaki hassaslığına bir örnek oluşturur. İnalcık, kendisi için en önemli uğraşının bilimsel araştırmacılık olduğunu belirtiyor.
Arşivlerde 1432 yılına, II. Murat devrine ait bir tımar defteri buldum. Bu, arşimizdeki en eski defterdir. Onu 1954te neşrettim. Bu Arnavutluka ait bir defterdi ve Arnavutluk tarihine yönelik çok önemli sorunları çözmemize yardımcı oldu. Ben eğer şöhretli bir tarihçi olmuşsam, bunu Türk arşivlerine borçluyum. Bu arşivler çok mühim ve çok zengindir. Sosyal bilimlerle uğraşan Türk bilim adamları bu arşivler sayesinde önemli çalışmalar yapabilirler veTürkiyenin sosyal bilimlerdeki başarısı bizi Fransanın yanına yerleştirir. Fakat zaman zaman arşivilerimizin yönetiminde anlaşılmaz bir düşünce hakim oluyor. Vesikaların tamamını alamayacağımız söyleniyor. Son olarak 1989 yılında defterlerin fotokopilerinin tam olarak çıkışı yasaklandı. Bugün bunların ancak üçte birini alabilirsiniz. Eskiden bu kural geçerli olsaydı ben Tanzimat ve Bulgar Meselesi başlıklı tezimi ortaya çıkaramazdım. Bu vesikaların açıklığı sayesinde bütün dünya çarpıtmalardan kurtulmuş hakiki tarihimizi öğrenecektir. Vaktiyle, Köprülünün dışişleri bakanı olduğu zamanlarda tam açıklık vardı. Macarlar kendileri ile ilgili defterlerin fotokopilerini aldılar ve Macarcaya tercüme ettiler. Macarlar bugün kendi kayıtlarında Türkler aleyhine olan bölümleri düzeltiyorlar. Macar tarihini yalnızca Macar vesikaları ile yazarsanız çok düşmanca sonuçlara varırsınız, ama Türk vesikalarını da kullanırsanız daha dengeli bir tarih ortaya çıkar. Bunu böyle yapmamak bizi Türk tarihinin gerçeklerini öğrenmekten alıkoyar.
İnalcık bu kapalılığın sıkıntılarını çekmeye başlamış. Öyle ki 1950li yıllardan beri sürdürmekte olduğu II. Mehmet zamanı Osmanlı İmparatorluğunun tarihini incelemesi bu yüzden aksamaya uğramış.
Halil İnalcık tarihçilik anlayışını Fransız Annales ekolu doğrultusunda tanımlar ve çalışmalarını temelde bu bağlamda sürdürür. Bunun en önemli
Halil İnalcık Biyografisi ile ilgili benzer olabilecek konular...
- Halil Ergün Biyografisi
- Halil Özyörük Biyografisi
- Halil Berktay Biyografisi
- Halil Çulhaoğlu Biyografisi
- Halil Bezmen Biyografisi
- Halil Paşa Biyografisi
- Patrona Halil Biyografisi
- Halil Açıkgöz Biyografisi
- İmadüddin Halil Biyografisi
- Halil İbrahim Şahin Biyografisi
- Halil Lütfi Dördüncü Biyografisi
- Halil Özlem Gürbüz Biyografisi
- Halil İnalcık Biyografisi Resimleri
- Halil İnalcık Biyografisi Videoları
- Halil İnalcık Biyografisi - Ara
