Ömer Öztürkmen Biyografisi




Ömer Öztürkmen Biyografisi

1929 yılında İstanbulda doğdu.Ailesi Kerküklüdür.İÜ Edebiyat Fakültesini bitirdi.Gazeteciliğe 1949da başladı.Yeni İstanbul, Tercüman, Son Havadis, Anadolu Ajansı, Ortadoğu, Türkiye gazetelerinde muhabirlik, yazarlık, genel yayın müdürlüğü yaptı.Şiirleri Dirilişte çıktı.

ESERLERİ
Şiirleri:Kerkük, Taşkentte Sabah Namazı
Denemeleri:Gözyaşı Medeniyeti,Zihniyet İnkılabı, Bilimden Damlalar.

ZİHNİYET İNKILABI
Bir yanda, yıllarca körükörüne taptıkları putlara başkaldıranlar… Dünyayı Marks`ın kitabından veya Dünya Bankası`nın, IMF`nin, OECD`nin gişelerinden görenler… Vahşi kapitalizmle vahşi komünizm arasında gidip gelenler…

BİLİMDEN DAMLALAR
Bilim ve teknoloji… Dilimizden hiç düşürmediğimiz bu kavramlara siyasîler ve üniversitelerimiz gereken önemi veriyorlar mı? “Bilgi Çağı”na adım atmaktan söz ediliyor; gereği için bilim adamlarımız, resmî ve özel kuruluşlarımız üzerlerine düşeni yapıyorlar mı? Bilimden Damlalar, bu konulardaki tespitleri, tavsiyeleri, problemleri işaret etmektedir.

GÖZYAŞI MEDENİYETİ
Bu kitapta, bir taraftan İslam`ın özünde var olan değerler incelenirken, diğer taraftan Batı düşüncesinin temelinde yatan çarpıklıklar mukayeseli bir şekilde anlatılmaya çalışılmıştır.

Hürriyete kul olmak
Ömer Öztürkmen
Türkiye 8 Haziran 2001

Şanı Yüce Allah (CC) ruhlarımıza sordu: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?.. (1)
Ruhlarımız cevap verdi: Evet..
Yüce Allah sonra göğe ve yere: İsteyerek veya istemeyerek geliniz, dedi; onlar da isteyerek geldik dediler. (2)
İnşaallah yanlış anlamamışızdır; Azimuşşan Yüce Varlık yarattığı insana, göğe ve yere bile bir irade hürriyeti tanıyor…
İşte İslamın özgürlük anlayışı ve işte uğruna canlar verdiğimiz özgürlüğün metafizik boyutu.. Özgürlük inancına denk, inanç özgürlüğü.. Lâhûtî âlemden müjdelendiği kesin.. İnsanoğlunun halifeliği burada yoğunlaşıyor..

Ve bir köleyi âzad etmek, onu özgürlüğüne kavuşturmak.. İslamın tebcil ettiği büyük bir sevap.. Yeryüzü bundan daha önemli bir devrim tanımadı.. Düşünün, insanlıktan çıkmış bir insanı yeniden insanlaştırıyorsunuz; bunun sevabına denk başka ne olabilir ki..
Yanlışlıkla bir insan öldürmenin cezasından kurtulmak için ancak iki köleyi azad etmek durumundasınız.. Bir insan ölüyor ama, iki insan diriliyor, özgürleşiyor.. Özgürlüğün insanlık için ne kadar büyük ve vazgeçilmez bir önem taşıdığı İslamın bu emrinden de anlaşılıyor.. Böylece Mâverâda başlayan özgürlüğümüz dünyada içimize yansıyor, insanlığımızı kucaklıyor.. Bunun içindir ki hürriyeti insanın kendi kişiliğini gerçekleştirmesi olarak tanımlıyoruz..

İslamda zorlama da yok..
Zorluklarla, zorbalıklarla mücadele edişimiz de Yüce Yaratıcının bize bahşettiği o özgürlük iştiyakından, ihtiyacından değil mi.. Özgürlük bizim ondört asırlık malımız..
Romalılar düğünlerini aydınlatmak için zenci köleleri yakıp dururken, İslam dini köleliğin insanı sefilleştiren, özgürlüğe meydan okuyan bir kurum olduğunu ilan ediyor…
Filozof Hayek, Batı, bireysel özgürlüğü 17. yüzyılda keşfetti diyor.. Doğrudur; ama biz, Locke ve Voltaire gibi kanun himayesinde bir özgürlük değil, adaletin ve hukukun/güvenlik şemsiyesi altındaki özgülük fikrini kendimize daha yakın buluyoruz.. Hatta kanunla özgürlük arasında bir ilişki dahi kuramıyoruz.. Çünkü düzeni koruma iddiasıyla çıkarılan kanunlar çoğu zaman özgürlükleri kısıtlamaya yarıyor.. Ancak hukukun kanunlarda aradığı kesinlik vasfı gerçekleşmişse, o başka.. Çünkü o takdirde kanun hukukun bir parçası (lazim-ı gayr-ı müfariki) haline gelmiş demektir… Hukuk felsefesinin ruhu ve kalbi de orada çarpar: Hakkın hukuku, Hakkın âdaleti ve özgürlük kaynağı..

Gerçek hürriyetin öteler ötesinden aldığı bir kutsallık var.. Hürriyet bizim mukaddeslerimizden.. Biz onu şuradan buradan değil, kendi kitabımızda bulduk.
İnsan hakları derken bu deyim metafizik haklarımızı da içermiyorsa eksiktir.. Rabbul Âlemîn ister bu dünyayı, ister öteki dünyayı veya her ikisini birden seçme hakkını vermiş bize; seçmede serbest bırakmış bizi..
Hakikat bu iken Fukara Marcuse, mistik temellere dayanan bir iç özgürlük kavramı geliştirebiliriz diyor; dilenir gibidir Marcuse..
Peki, biz ne kadar hür ve nereye kadar kuluz?
Bu dünyadaki kulluğuyla övünenler var.. Oysa bir büyüğümüzün dediği gibi bu dünyadaki kulluk gururunu unutacaksın ki, öteki dünyada Hak Tealâya gerçek manada kulluk edesin
Kulluk… O da bir nasip meselesi..
Hürriyeti önce ruhumuzda arıyacağız, sonra kafamızda. Gerçekten hür ve bağımsız düşünebiliyor muyuz.. Ön yargılardan, klişe sloganlardan, kalıpçı şemalardan, pratik zekânın zorladığı konformist eğilimlerden âzâde miyiz?
Her insanın iyi ve kötü yanları var; kötülüklerden kurtulmak, iyiliklere yönelmek bir nefis muhasebesidir.. İyi yanı üstün gelen, yani Allahın buyruklarına uygun yaşayan, içindeki kötü huyları bastıran, kontrol altına alan, dizginleyen insan Özgür insandır..
(1) Araf – 172. âyet
(2) Fussilet – 11. Âyet



'Ömer Öztürkmen Biyografisi' konusunu bir tıklamayla Facebook`ta paylaşabilirsin!..
Tarih: 28 Ekim 2008 Kategoriler: Kimdir?

Etiketler:


Konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?   Ömer Öztürkmen Biyografisi ile ilgili yorumlar...